Home » DÜNYA » Filistin sorununda sınıfsal eksen

Filistin sorununda sınıfsal eksen

İsrail, Filistin ilişkisi yada savaşı hep gerici semboller üzerinden devam ediyor ve görmezlikten gelmek zorunda kalıyoruz. Oysaki Filistin-İsrail ilişkisinde, İsrail’in işveren olma durumu görmezlikten geliniyor. En azından kendine Marxistim diyenlerin bir göz atması gerekmez mi?

Google üzerinden İsrail’le çalışmaya giden Filistinli işçilerin bu duruma bir göz atmak için google’a yazdıgımda sadece Evrensel Gazetesinde çıkan bir kaç çeviri haberi dışında neredeyse hiçbir veri yok. Oysaki İsrail’de sadece Gazze’den İsrail’e gidip inşaat, restorant ve temizlik işlerinde çalışan Filistinli işçilerin sayısı yüzbinlerle ifade ediliyor. Buna Filistin’in diğer bölgelerinden de çalışmaya giden işçileri ve İsrail’de yerleşik olarak çalışan ve yaşayan Filistinlileri eklersek bu rakam milyona yakın. Dokuz milyonluk nüfusu olan Filistin’den İsrail’de işçilik yapanların sayısı ve oranı yeterince çarpıcı!

Peki İsrail insandan saymadığı ve her fırsatta evlerini başına yıktıgı Filistinlileri neden çalıştırır? Ya da en katı ambargoyu uyguladığı bir dönemde bile bir şekilde kapıları aralayarak Filistinli işçilerin geçmesini neden sağlamaya devam eder?

Konu artı değer sömürüsü olunca herşey rafa kalkabiliyor. İsrail’e işe giden işçiler aynı zamanda Filistin’de sefalete mahkum edilmiş Filistinliler, İsrail’de karın tokluğuna çalıştırılıyor ve en ufak bir ses çıkarma hakkına sahip değiller.

Bu da yetmiyormuş gibi Ürdün’de ağırlaşan ekonomik kriz üzerinden Ürdün ile yaptıkları anlaşmayla Filistinlilere alternatif olarak Ürdünlü işçileri getiriyorlar ve Filistinli-Ürdünlü işsizlerin-işçilerin birbiriyle ölümcül rekabetiyle yıkıcı sömürüyü şiddetlendiriyorlar.

İsrail’de göçmen işçilerin sendikalı olması yasak. Her hangi bir hak araması bile yasak. Bugünlerde işçiler İsrail’de çalışan Filistinli işçilerin gözleri, bizim ev isabet aldı mı diye yarı-açık hapishaneye çevrilmiş memleketlerinden, mahallelerinden yükselen ölüm dumanlarında.

Bu ölümcül köleci çalıştırma hattı sorgulanmadan ve İsrail’li işçilerle Filistin’li ve diger ülkelerden gelen işçiler İsrail burjuvazisine ve onların işbirlikcisi Filistinli ve Ortadoğulu tüccarlara karşı ortak bir mücadele geliştiremezlerse bu kısır döngü Filistinliler için yine yıkım ve gericiligin yeniden yeniden kendini üreterek radikalleşmesinin ötesine geçemiyecek.

Filistinlilerin artık Mescidi Aksadan daha önemli olan emek eksenli bir ulusal özgürlük mücadelesi. İsrail burjuvazisine karşı İsrail işçi sınıfı ile bir birliktelik aradıklarında karşılarına ortak düşmanları İsrail burjuvazisi ve onların işbirlikcisi Filistinli tücarlar çıkacaktır. Dinle her iki taraftaki işçilerin bilincleri de perdelenmek isteniyor. Bu gerici histeriyle sadece Filistinli katliam ve soykırımını perdelemekle kalmıyor. İsrail’de yaklaşık beş yıldır bastıramadıkları dipten gelen işçi ve genç kuşakların direniş dalgasını da örtüp bölüp parçalamaya çalışıyorlar. İsrail pandemi sırasında beşyüz bin kişiye varan büyük gösterilere tanıklık etti. Hükümet bile kurmakta zorlanan İsrail burjuvazisi Filistinlilerin başına bombalar yağdırarak ve ordan gelen roketlerle bu kaynamayı da sindirmeye, öfkelerini Filistinlilere yönlendirmeye çalışıyor.

Biz sınıf ekseninden bakmak zorundayız. Filistin ve İsrail’de sınıfsal perspektif içinde bakanlara kulak kabartmalıyız onların sesini dünyaya ulaştırmalıyız.

Fransa/Devrimci Proletarya

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*