Home » GÜNÜN İÇİNDEN » BİR İŞÇİ RETORİĞİ, YAŞAM FABRİKASI

BİR İŞÇİ RETORİĞİ, YAŞAM FABRİKASI

Bir sanayi işçisinden mektup-yazı:

Genel iş güvencesi tedbiri her iş günü tekrar eden, ardışık, kendimizi kanıtlamak üzerine olan, endişeli, yıpratıcı ve tehlikeli olması kaçınılmaz çalışma tekniğimizdi, iyi bir barınak, yiyecek ve giyecek arayışımız, tarihi genetik zaaf noktamız bir doğa süprizi olmaktan çıkmasıyla, üretme iç güdüsü çalışmaya zorlandı.

Eski ustalar üretim aletlerini, iş ile terbiye etmeye çalışıyorlardı, iş aletlerinin mekatronik birliği, ustalarımızı terbiye etti, gücünü makinada göstermeye çalışanların yerine, gücünü makinayla göstermeye çalışanlar geldi.

Ücretli iş gücünün ilk güçlü psikoz etkisi, insanın yaşamsal ihtiyaç etkinliğini, üretme meşruluğunu ya da üretme iç güdüsünü bir yaşam aktivitesi olmaktan çıkarıp, eski nesnel zorunlulukların ihtiyaç üretimini, üretme ihtiyacına çevirmesi oldu.

Bilim üretiminin günlük hayatta denk geldiği yere, teknolojiye kümelenme, emek yoğun işlerden sermaye yoğun işlere, üretebilmenin endüstiriyel bağlılığıyla, hayatı kolaylaştıran üretimlerin zincirleme bileşikliği, her yeri bir iş’lik ya da pazar alanına, bütünüyle yaşamımızı bir üretim bandı haline getirdi.

Bilimin heyecanlı sinaptik dünyasındaki keşiflerin teknolojiyle bütünleşik bağına, teknoljinin de hayatımızın bütününü ifade etmesine rağmen, teknolojiyle olan bağımızda mağdur, bilimle olan bağımızda çaresiz bırakılmış kitlelerimizin bilimi kovalama imkanı bulamadan böyle çağlar boyu yaşam sürdük.

Olayın anlamdan önce doğduğu zamanlarda, atelyede tesanüt içinde ahenkle işliyorduk. Aramızda iş-ev, ev-iş matrisini şaşırıp aynı günde iki defa iş’e gelen, yarım bırakılan her işin bir laneti olacağını düşünen, fazla mesai’ye gönül vermiş matematikçilerimiz, antropolojik problemleri, ekonomi bilimiyle çözen ustalarımız vardı. Yer çekimine çok maruz kaldık, mavi yakalılara özel bir ilgisi vardı, biliyorduk, uzun süre direndik, yöntemler geliştirdik, makinenin alt aşamalarını şekillendirdik, yerine göre makinanın bir parçası, yerine göre makina bir parçamız oldu. Üçün beşin hesabını yapmadan, üretmek, yararlı birşeyler yapmak, bilimle kurduğumuz en yakın bağı düşlüyorduk.

Bir ustamızın cebindeki son 20 liranın titremesiyle olayların lehimize ilerlemediğini düşünmeye başladık.

Uzun süre düşündük, aramızdaki ilişki kadar yol alabiliyorduk, iki insan anaforu teorisini bulduk; olmadı, halayın ya da oyun havasının birleştirici kuvvetini kullandık; olmadı, birikinti konisi oluşturmaya çalıştık; olmadı. Bir insanın iki politikası, bir politikanın iki insanı olmazdı, olsaydı bulurduk, denedik, bilim alanından oldukça uzaklaştık; olmadı, biraz daha uzaklaştık.

Kendini iş’e vermek sorunları unuttururmuş, daha çok iş’e verdik, ortada kapsamlı bir insan karakteri kalmayacak kadar iş olduk, ancak bir arkadaşımız kendi ismini makinaya verdiğinde durabildik.

Biz fabrikada görünen şeylerden hoşlanırız. Misal, görünmez yönetici, patron ya da görünmezlik perdesi altında işçi maskesi takmış yöneticilerden hoşlanılmaz. İş akışında görünmez tehlikelere karşı, bir işi kolaylaştımak için, standart iş akışına karşı veya işin yetenek ile birleştiği yerde görünmezlik perdesini aralarız.

Görünmezlik katmanında bir basamaktan daha aşşağı inmedik, kontrol şansımızın zor ve sınırlı, ikdidar ilişkilerimizin pek kabul edilmediği bir alandı. Evrenin sınırsız büyüklük ve küçüklük arasına sıkışmış insanlığımızın henüz okamik geçişlerini yapamadığı derdini taşımamız gerekirken, yeterli temel yaşam gereçlerine ulaşabilmenin zorluğunu yaşıyoruz. Yaşamın büyüsünün görülmeyen, ulaşılamayan noktalarda olduğu, ulaşmanın tehlikeli yolculukları içerdiği, sahnede görünen belirgin şeylerdi, arayışımızın ilk gereci emek değişimi ve emek birliği, baskı komplimanlarıyla örgütleniyordu, ilkel dayatmaların sonucu ve eğitimiyle iş bölümünden yer kapmaya çalışırken biz, yaşamın perde arkasında durumları değiştiriyor, yeni üretimler ortaya çıkarıyorduk.

Koronavirüs üretim hattında ortaya çıktı; bürokrasi, bilim-siyaset toplumsal ilişkilerinden sıyrılarak geçti, boş zamanlarında şifa arayan orta sınıf vb yaşlılarımızla kolay temas sağladı, kitlesel temas’a geçmeden önce çeşitli halk kitleleri üzerinde kendisini sınadı, ilk itibar kaybını işçi sınıfı’nda yaşadı, yorgunluk, yoksunluk, acı ve endişenin arasında varlığını pek kanıtlayamadı, çocuklar ve gençler üzerinde yeterli ciddiyeti sağlayamadı, biyolojik bir saldırı olmasına rağmen ekonomiyle birlikte daha çok anıldı, gücünün, varlığının ve üretiminin malzemesi insan mış, bu da fazla heterotrof muş vs bilgisi yayıldı, mikroorganizmalar arası suş türler iletişimi, beslenme, taşıma, savaşım ya da simbiyotik yaşam perde arkasında büyüsüyle kaldı, nihayetinde ona karşı ayakta kalmamızı hep ekonomik etkinliğimiz belirliyor oldu.

Cebinden makinenin tüm parçalarını çıkaracak kadar mitolojik işçilerimiz varken, virüse karşı donanımlı davranmamakla suçlandık, üretim zorunluluğu, iş’e yoğun giriş çıkışlar, sıkışık üretim alanı, giyinme odaları, ulaşım vb yaşamımız oldukça sansürlendi. Kahramanlıklar biçildi, süper işçi gücümüzü kullanmamız çok çok söylendi, virüse mesai yazacak kadar ileri gittik. Toplumun ortak, mutlak yapılması gereken işleri; mutlak bir aceleyle, mutlak bir yetersizlik, korunaksızlık, hiyerarşinin mutlak keskinliği, burjuvazinin hegemonik koplimanlarıyla risk ve tehtit altında yaptık.

Buna dair çok fazla lafımız yoktu, emeğin matematik konumunu parmakla işaret edebilecek kadar gelişim gösterebildik. İnsanın emek malzemesi halinde yaşadığı bu günün dünyasına, maddi ölçütünden, meslek’i üstünlüğünden, sermayeye bağımlılığından arındırılmış, özgür emekle, geleceğin dünyasından muzip görüşlerimizi emeğin bugünkü biçiminin ortadan kalkacağı tarihsel konumundan alacağız.

Emeği insanın bir hareketi olarak canlanıp, hayatının bütününü ifade etmesiyle kimliğimizi kaybettik. Her canlıyı iş bölümünün bir parçası olarak üretim bandına aldık. Bütün ayrılıkları birleştiren üretimin eğlenceli olabileceği düşleniyordu, kimsenin yanlız hissetmeyeceği kadar yoğunlukta, herkezin kendi başına kalacağı kadar kontrollü bir üretim biçimimiz vardı. Eğlenceyi sadece kulağımızla hissettik, yanlızlığı, güvencesizliği vicdanlı ellerimizde romantizm malzemesi yapmak zorunda kaldık.

İyi bir barınak, giyecek ve yiyecek arayışımız hâlâ sürüyor, sıçrama yaratan bütün bilimsel buluşlar bizi tarihsel çabamızdan vazgeçiremedi, avlama ya da toplama hassasiyetimizi koruyoruz. Bilimsel ilerleme denilen yere, politikacıların bilim insanından daha önce nasıl vardığına şaşkınlığımızı inatla sürdürerek hayatta kalma güdümüzü besleyeceğiz.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*